Ağu 21
2016

TÜRKİYEDE DÜZENLİ İNTERNET KULLANICISI ARTTI AMA !!!

2016-08-21 19.12.13

TÜRKİYEDE DÜZENLİ İNTERNET KULLANICISI ARTTI AMA !!!

Araştırmaya göre, bu yıl nisan ayında bilgisayar ve internet kullanım oranları 16-74 yaş grubundakilerde sırasıyla %54,9 ve %61,2 oldu. Bu oranlar erkeklerde %64,1 ve %70,5 iken, kadınlarda %45,9 ve %51,9 olarak gerçekleşti. Bilgisayar ve internet kullanım oranları, geçen yıl %54,8 ve %55,9 olmuştu.
Türkiye’de 10 haneden 8’i internet erişim imkânına sahip bulunuyor. Ülke genelinde internet erişim imkânına sahip hanelerin oranı bu yılın nisan ayında %76,3 oldu. Evden internete erişimi olmayan hanelerdekilerin %59’u evden internete bağlanmama nedeni olarak, internet kullanımına ihtiyaç duymadıklarını belirtirken, %29,4’ü de interneti, iş, okul, internet kafe gibi başka yerlerde kullandıklarını bildirdi.
Geniş bant internet erişim imkânına sahip haneler, %73,1’i buldu. Buna göre hanelerin %39,5’i sabit geniş bant bağlantı (ADSL, kablolu internet, fiber gibi) ile internete erişim sağlarken, %65,2’si mobil geniş bant bağlantı ile internete erişim gerçekleştirdi. Son 3 ayda düzenli internet kullanıcı oranı da %94,9 oldu.
Bu yıl nisanda hanelerin %96,9’unda cep telefonu veya akıllı telefon bulunurken, sabit telefon bulunma oranı yüzde 25,6 oldu. Aynı dönemde hanelerin %22,9’unda masaüstü, %36,4’ünde taşınabilir ve %29,6’sında tablet bilgisayar bulunuyor. Geçen yıl %20,9 olan internete bağlanabilen TV oranı ise 2016 yılında %24,6 olarak hesaplandı.
İnternet kullanım amaçları arasında sosyal medya ilk sırada yer aldı. İnternet kullanım amaçları dikkate alındığında, bu yılın ilk üç ayında internet kullanan bireylerin %82,4’ü sosyal medya üzerinde profil oluşturma, mesaj gönderme veya fotoğraf gibi içerik paylaşırken, bunu %74,5 ile paylaşım sitelerinden video izleme, % 69,5 ile online haber, gazete ya da dergi okuma, %65,9 ile sağlıkla ilgili bilgi arama, %65,5 ile mal ve hizmetler hakkında bilgi arama ve %63,7 ile internet üzerinden müzik dinleme (web radyo) takip etti.
İnternet kullananların %61,8’i e-Devlet hizmetleri kullandı. İnterneti 2015 yılı nisan ile 2016 yılı mart aylarını kapsayan 12 aylık dönemde kullananların kişisel amaçla kamu kurum/kuruluşları ile iletişime geçmek veya kamu hizmetlerinden yararlanmak için interneti kullanma oranı %61,8 oldu. Bu oran önceki yılın aynı döneminde (2014 Nisan-2015 Mart) %53,2’ydi. Kullanım amaçları arasında kamu kuruluşlarına ait web sitelerinden bilgi edinme %54,8 ile ilk sırayı aldı.
İnternet kullananların internet üzerinden kişisel kullanım amacıyla mal veya hizmet siparişi verme ya da satın alma oranı 2015 yılına göre 1 puan artarak yüzde 34,1 oldu.
Geçen yılın nisan ile 2016’nın mart aylarını kapsayan 12 aylık dönemde internet üzerinden alışveriş yapan bireylerin %60’ı giyim ve spor malzemesi, %29,7’si seyahat bileti, araç kiralama, %25,8’i ev eşyası (mobilya, oyuncak, beyaz eşya gibi), %21’i elektronik araçlar (cep telefonu, kamera, radyo, TV, DVD oynatıcı gibi), %19,8’i gıda ile günlük gereksinim maddeleri (çiçek, kozmetik, tütün ve içecekler de dâhil) satın aldı.
Söz konusu 12 aylık dönemde internet satın alış ya da sipariş veren bireylerin %24,9’u sorun yaşadı. En çok karşılaşılan sorunlar, %44,9 ile “teslimatın belirtilenden daha yavaş olması” ve %42,1 ile “yanlış veya hasarlı ürün veya hizmetin teslim edilmesi” oldu.

SONUÇ: Araştırmanın sonuçlarından gördüğümüz üzere internet kullanımında insanların ilk eğilimi sosyal medya kullanımı aslında buda mevcut durumumuzu ve interneti iş ve eğitim amaçlı kullanmadığımızın en büyük göstergesi. Araştırmanın bir başka çarpıcı tarafı aslında oldukça düşündürücü 10 handen 8inde internet erişimi olduğunu gösteriyor, aynı hane halkına evinizde kaç tane kitap var ve kaç kişi kitap okuyor diye sorsalardı sanırım cevap 10 haneden 8 çıkmazdı. Oysa her hanede hane halkının %96,9 unda cep telefonu mevcut! Gelişmekte olan bir toplum olarak hala interneti etkin kullanma ve gerek iş gerekse eğitimsel faaliyetler kapsamında kullanmıyoruz.

Bu istatistikler üzerinden toplum olarak mevcut durumumuzu sorgulamamız gerektiğini ve yine aynı tablo üzerinden devlet yetkililerimizin etkin ve yeni stratejilerle internetin iş ve eğitim hizmetlerinde daha etkin kullanılması noktasında yeni stratejiler üreterek bilinçli ve üretken bir toplumun oluşturulmasında büyük önem arz ettiğini bir kez daha hatırlatmak isterim.

Posted in Gazete Köşe Yazıları | Leave a comment
Ağu 15
2016

FİBER İNTERNETTE GEÇ KALDIK

2016-08-15 14.43.18

Başlıktan da anlaşılacağı üzere fiber alt yapı yetersizlikleri özel sektörde isyan edecek seviyeye getirdi. ÇRT izleyenler yine hatırlayacaktır 3.cü hafta köşe yazımda bu cümleyi bir kez daha kuruyorum. 2 yıl önce ÇRT ekranlarında fiber alt yapı yetersizliği ve hızlı internetin yaygınlaşması noktasında eleştirdiğimiz ve yol gösterdiğimiz hususlarda bugün özel sektör temsilcileri çok açık ve net bir şekilde bizimle aynı cümleleri kullanarak mevcut sistemi eleştiriyorlar.
Halkın ve rakip işletmecilerin tek bir şirketin sunduğu ürünlere mecbur bırakıldığına dikkat çeken TELKODER; yüksek hızlı İnternet’in kullanıcıların sadece %15’ine ulaştığını ve yapılamayan altyapı yatırımlarından dolayı tüketicilerin düşük hızdaki İnternet’e daha yüksek para ödeyeceğinin altını çizdi. Bende 2 yıl önce yaptığımız programda Türkiye’de internetin pahalı olmasına etken olan nedenlerden bir tanesi olarak alt yapı yetersizliklerini ve alt yapı sorunları çözüldüğünde daha hızlı internetle birlikte fiyatların düşeceğini söylemiştim.
Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından Geçiş Hakkı Usul ve Esaslarında yapılan yeni değişikliğe ilişkin bir açıklama yapan TELKODER Başkanı Yusuf Ata ARIAK, gelinen noktada fiber yatırımı yapmak için çırpınan işletmecilerin önündeki engellerin kaldırılmadığını belirten bir konuşma yaparak konuyu gündeme taşıdı. Sektörün tekel markası Türk Telekom internetin gelişmesi ve büyümesi noktasında en büyük engel olarak pazar payında tekelleşmek adına pazarın yolunu tıkamakla suçlanıyor bunun en somut örneği geçen hafta Turkcell bir açıklama yaparak Türk Telekom’un sektörün gelişmesi noktasında sektörün önünü tıkadığını çok sert bir şekilde ifade etti. Turkcell, yaşanan tüm bu gelişmeleri bir rapor haline getirip BTK’ya sunmuş durumda.
UDHB Geçiş Hakkı Yönetmeliği ve değiştirilen Usul Esaslar ile altyapı yatırımı yapma hakkının kullanılabilmesi için Türk Telekom’un tutumu nedeniyle TELKODER üyesi işletmeciler talep edilen yerlerde altyapı olmadığını ispat edememektedir. Bu durum, zaman ve emek kaybının doğmasına sebep olmakta, geçiş hakkı kullanılamamakta, yeni fiber şebekeler kurulamamaktadır. Fiber şebeke kurmak isteyen işletmeciler için kiralama, bir yükümlülük değil bir haktır. İhtiyacı olan işletmeci dilerse tesis paylaşımına (kiralama) dilerse kendi altyapısını yapma hakkına sahip olmalıdır. Öte yandan mevcut durum, vatandaşı tek bir şirketin sunduğu ürünlere mecbur bırakıyor. Yüksek hızlı İnternet’in kullanıcıların sadece %15’ine ulaştığı bir ortamda yapılamayan altyapı yatırımlarından dolayı tüketiciler, düşük hızdaki İnternet’e yüksek para ödeyecekler.
İşletmecilerin yatırım yapması, fiber optik şebeke kurması için engelleri kaldırma görevi Kanun ile Bakanlığa verilmiştir. Belediyelerin altyapı yatırımını engelleyen tutumları kaldırılmalı ve altyapı yatırımı yapılsın diye Bakanlığa verilen bu yetki, önce yönetmelik ve ardından yayınlanan Usul ve Esaslar ile amacının tersine etki yapacak duruma gelmektedir. Kanun’un amacı olan ‘’yatırımları kolaylaştırmak’’ yerine işleri çıkmaza sokan Yönetmelik, bir an önce değiştirilmelidir.
SONUÇ: 2 yıl önce yaptığımız tüm eleştiriler bugün bir kez daha haklı olduğumuzu gösterdi. Tek amacımız eleştirmek değil lakin yanlış uygulamaları konuşmak ve çözümleri noktasında yol göstermek hem mesleki hem de sorum bir vatandaş olarak asli görevim. Devlet büyüklerimize sektör temsilcisi olarak naçizane önerim bilişim çağında internetin hala pahalı olduğu ülkemizde ülkemizin kalkınıp gelişebilmesi ve bilişim çağına uygun standartlara ulaşması için bazı hükümet politikalarının yeniden gözden geçirilerek revize edilmesi çok acil gündeme alınması artık bir mecburiyettir. Acil eylem planında rekabetin artması ve hizmet kalitesi ve fiyatların düşmesi için eşit rekabet noktasında tüm firmalara eşit rekabet şartları oluşturulmalı fiber alt yapının tamamlanması noktasında kısa orta ve uzun vadeli eylem planları hazırlanmalı. Fiber alt yapının tamamlanması 4.5G’ninde istikrarlı ve düzgün çalışması noktasında büyük önem taşıyor.

Posted in Gazete Köşe Yazıları | Leave a comment
Ağu 07
2016

TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (TİB) KAPATILDI.

köşe

TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (TİB)  KAPATILDI.

ÇRT izleyenler hatırlayacaktır. 2014 yılı şubat ayında yapmış olduğumuz programda TİB konusundaki görüşlerimizi canlı yayında konuşmuştuk. 2014 yılının ilk aylarında torba yasayla meclisten geçen ve TİB’e verilen yetkilerin gereğinden fazla olduğunu ve bu kurumun yapısı itibariyle maksadına uygun hareket etmeyeceğini denetim mekanizmasının eksik olduğunu ve keyfi kararlar çıkacağını katıldığım programda çok açık bir şekilde ifade etmiştim. O gün söylediklerimiz bugün doğrulandı ve TİB kapatıldı.

TİB NEDİR?

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB); 23.07.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve 2559, 2803 ve 2937 sayılı Kanunlarda değişiklik yapan 5397 sayılı Kanun ile kurulmuş olup, 23 Temmuz 2006 tarihinden itibaren ilgili mevzuatın öngördüğü iş ve işlemleri tek merkezden yürütmektedir.

23.05.2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın Kanunda sayılan İnternete ilişkin görevleri de yapması düzenlenmiştir. Bu doğrultuda anılan görevleri yerine getirmek üzere İnternet Daire Başkanlığı kurulmuştur.

MİT, EGM VE JANDARMA’DAN TEMSİLCİLER BULUNUYOR

Başkanlık; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu bünyesinde doğrudan Kurum Başkanına bağlı olarak faaliyet göstermekte olup, Telekomünikasyon İletişim Başkanı ile Hukuk, Teknik İşletme, Bilgi Sistemleri, İdari ve İnternet Daire Başkanlıklarından oluşmaktadır. Başkanlıkta, Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığının ilgili birimlerinden birer temsilci bulunmaktadır. Başkanlığa bağlı herhangi bir taşra teşkilatı bulunmamaktadır.

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz gecesi yaşanan üzücü olayların ardından alınan tedbirler kapsamında Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı yani TİB’in kapatılacağını açıkladı. Cumhurbaşkanımız yaptığı açıklamada, internet üzerinden Türkiye dışında veya içinde barındırılan içeriklere erişimi idari kararla etkileme yetkisine sahip olan ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na bağlı olan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın, tamamen BTK’ya devredileceğini belirtti.

TİB başkanlığı, internetin izlenmesinden ve denetiminden de sorumlu kamu kurumu olarak, sadece 2014 yılında 18 binden fazla internet sitesini erişime engelleyerek, tarihe geçti. Ancak kuruma kamuoyundan asıl tepki, 2014 yılında yerel seçimler sırasında getirdiği Twiter yasağı ile geldi. TİB kararıyla Türkiye’den Twitter’a ve Facebook’a erişim tamamen durduruldu. Toplamda 112 binden fazla internet sitesinin, yaklaşık olarak %94’üne yönelik karar TİB tarafından verildi.

SONUÇ : TİB kapatıldı görev ve yetkileri BTK’ya devredildi. O süreçte birçok internet sitesi kapatıldı, birçok keyfi kararlar alındı ve denetim mekanizması olmadığı için kurum yöneticilerinin şahsi kararları ile yönetildi. Bu yaşanlardan devlet büyüklerimiz gerekli sonuçları çıkardığını umut ederek her kurum ve kuruluş içerisinde denetim mekanizmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük. İnternetin denetlenmesi ve halkımızın daha güvenli bir şekilde internet kullanımını için gerekli düzenlemeler sektör çalışanlarının fikirleri de alınarak yeni bir yapılanmaya gidilmesi gerek ülkemizdeki huzurun tesisi açısından gerekse bilişim çağında yurttaşlarımızın daha güvenli daha kaliteli internet kullanması açısından büyük önem arz etmektedir.

Posted in Gazete Köşe Yazıları | Leave a comment
Tem 31
2016

ENGELLERİ TEKNOLOJİYLE AŞALIM!

köşe

ENGELLERİ TEKNOLOJİYLE AŞALIM!

Geçtiğimiz hafta ÇRT haberlerinde engelli bir kızımızın bir mağazaya alınmadığının haberini izledim ve büyük üzüntü duydum. Hafta sonu mağaza yetkilileri gerek kızımızdan gerek ailesinden özür dilediğini yine sosyal medyada paylaşılan bir haberden gördüm. Çorum için talihsiz bir olay olsa da bu talihsiz olayın telafi edilmesi bir nebzede olsa şahsımı rahatlattı. Bu sebeple bende bu haftaki köşe yazımı Engellilerin teknoloji kullanımını kolaylaştıracak uygulamaları ve donanımları yazdım.

Sesle kontrol

Sesle kontrol sistemi ile klavye ihtiyacı ortadan kalkıyor ve engelliler bilgisayarlarını sesli komutlarla kullanabiliyor. Aynı şekilde cep telefonları da, basit ayarlarla kolaylıkla özel konuma getirilebiliyor ve yine sadece ses ile arama yapma, yanıtlama, hatta mesaj gönderme ve internette gezinme mümkün.

Anlık mesajlaşma ve sohbet uygulamaları

Evden çıkması zor veya imkânsız kimseler, ister sadece iletişim amaçlı, isterse iş imkânına çevirerek evden görüşme yapabiliyorlar. Kullandıkları bir sosyal medya mecrası da olabilir, özel bir sohbet uygulaması da, ister masaüstü bilgisayardan ister tablet ve telefondan, evden çıkmadan sesli veya görüntülü görüşme yapmak hayatı oldukça kolaylaştırıyor. Sadece iş ve sohbet amaçlı değil, acil durum, doktor görüşmeleri ve benzeri zamanlarda da kullanımı müthiş kolaylık sağlıyor. Öyle ki, bugün evden çıkmadan, bilgisayar karşısında çevrimiçi eğitim almak, alınan eğitimle ilgili sertifika sahibi olabilmek mümkün.

Braille klavyesi

Görme engellilerin okuyup yazabilmesi için 1820’de Louis Braille tarafından geliştirilen alfabe bugün teknolojiye de uyarlandı. Braille klavyesi sayesinde görme engelliler mesaj gönderebiliyor, elektronik posta yazabiliyor ve arama yaparak internette gezebiliyorlar.  Geçmiş yıllarda çok zor ulaşıla bilinen Braille alfabesi ile basılmış kitaplar ise bugün çok daha fazla kişinin ulaşabileceği hizmetlerden. Eskiden sadece klasik eserlere ve eğitici sınırlı sayıda kaynağa erişilebiliyorken bugün gönüllü girişimler sayesinde okul kitaplarından yeni basım en çok satan romanlara kadar ulaşabilmek mümkün.

Sesli komutlar, sesli itaplar

Google arama motoru dâhil pek çok internet sitesindeki yönlendirmeleri açarak çoğu siteyi ‘engelli dostu’ yapmak mümkün. Mobil cihazlara ve bilgisayarlara yüklenen yardımcı eklentiler ve uygulamalar sayesinde sitelerin içeriğine erişilebiliyor, internetteki çoğu kaynaktan faydalanılabiliyor. Sesli kitaplar çevrimiçi satın alınabileceği gibi, kiralamakta mümkün.

İnternet kameraları

İnternet kameraları sayesinde duyma engellileri işaret dilini kullanarak uzaktaki yakınları veya ihtiyaçları dâhilinde iletişim kurabiliyorlar. Aynı şekilde evden kısıtlı çıkabilen veya hiç çıkamayan kimseler de web kameraları ile çevrimiçi görüşmeler yapabiliyor, psikolojik danışmanlık hizmeti dâhil pek çok konuda hizmet alabiliyorlar.

Gözle takip

Düşünceleri koda çevirebilen bilgisayar programları sayesinde, kişiler sadece bakışları ile bilgisayar faresini kullanabiliyorlar. Hatta kişinin beynini tarayan bilgisayarlar, el ayak oynatma gibi komutsal motor becerilerin sinyallerini yorumlayabiliyor ve gerçek harekete dönüştürebiliyorlar. Bu sistem herkesin faydalanabilmesi için henüz pahalı ancak, fare imlecinin göz hareketi ile takip edilebildiği sistem artık ulaşılabilir bir hizmet olmuş durumda.

Tüm bunların yanı sıra çevrimiçi randevu işlemleri, çevrimiçi bilet işlemleri, e-devlet hizmetleri, çevrimiçi alışveriş, evden çıkmakta güçlük çeken insanların hayatını kolaylaştıran hizmetler. Yaşlılar, bebekliler, hastalar, her an dışarı çıkmaya müsait olamayan kişiler için özellikle internet müthiş kolaylık sağlıyor. Sadece hizmet bazında değil, sosyal medyada iletişim içerisinde bulunabilmenin bile psikolojik olarak olumlu etkileri olabiliyor.

SONUÇ:
Engellilerin teknoloji kullanımı noktasında yapılması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz.

Masaüstü web sitelerinin dahi yeterli farkındalık ve başarı seviyesine ulaşılamadığı ortadayken, hızla artan mobil cihaz kullanımı konusunda hiçbir bilinç oluşmadığı görülüyor. Engellilerin teknoloji kullanımını sağlayacak destek teknolojilerinin sistemli bir devlet politikasıyla yaygınlaştırılması,

Braille klavyeler gibi pahalı donanımların yerini alacak mobil uygulama yazılımlarının geliştirilmesi için hem akademi hem de sektöre yönelik gerekli Ar-Ge desteklerinin sağlanması,

Erişilebilirlik konulu eğitimlerin tüm ülke sathında hem kamu hem de özel sektör içinde ilgili ekiplere bizzat uzmanlar tarafından sunulması,

Engelsiz Bilişim Platformu ve Alternatif Bilişim Derneği gibi konuya yönelik uzun süredir sistemli bir çabayla çalışma yürüten sivil toplum örgütleriyle işbirliği yapılmalı.

Yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması ve buna bağlı olarak önce kamu kurumların sayısal mecralarının temel standartlara bağlı olarak erişilebilir hale getirilmesi,

Takiben özel sektörün sayısal mecralarının erişilebilir hale getirilmesi doğrultusunda stratejiler geliştirilmesi, gerekiyorsa bu sürecin yaptırımlarla denetlenmesi gerekiyor.

Posted in Gazete Köşe Yazıları | Leave a comment
Tem 25
2016

15 temmuz sonrası sosyal medya kullanımda dikkat edilmesi gereken hususlar

2016-07-25 15.18.14
Ülkemizde 15 Temmuz akşamından bu güne yaşanan sıcak gelişmeler sonrasında Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen olağanüstü hal durumunun ardından millet olarak OHAL nedir? OHAL durumunda ne yapacağız gibi sorulara yanıt arıyoruz. Bizim için önemli noktası ise tabi ki sosyal medya kullanımı ve sosyal medya kullanırken dikkat edilmesi gereken hususlar.
Sosyal medya kullanıcılarının paylaşımlarında, terör gruplarının ya da darbecilerin maksatlarına hizmet edecek şekilde halkı korku ve kaosa sevk etmemesi gerekiyor. Özel hayatımızda gösterdiğimiz hassasiyetin aynısını, sosyal medyada da göstermek durumunda olduğumuz için paylaştığımız bilgilerin doğruluğunu kontrol etmek zorundayız. Terörü ya da darbeyi övmenin ve destek vermek mevcut kanunlarımıza göre suç. Bu sebeple kişilerin sosyal medyada yaptıkları her türlü paylaşımdan hukuki olarak sorumlukları var. Sosyal medya hesaplarınızın şifresi çalınırsa ilgili sosyal medya mecrası ile iletişime geçerek biran önce hesabınızı tekrar geri almalı ve hemen şifrenizi değiştirmenizi hemen ardından hemen ilgili kurumlara yasal başvuru yapmanız gerekiyor.
Son dönemlerde “Durum çok ciddi” şeklinde yapılan saçma sapan paylaşımların kişilerin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını buradan bir kez daha belirtelim. Vatandaşlarımız, televizyon, gazete ve dergi gibi konvansiyonel medyadan teyit edilmiş bilgileri ediniyor, ancak sosyal medyada yapılan paylaşımların kaynağı belli olmayan ve çoğu zaman dezenformasyona neden olan paylaşımları içeriyor. Vatandaşlarımızın bu tür paylaşımlarda bilgi kaynağına ve bilginin güvenilirliğine dikkat etmesini öneriyorum.

Sosyal medya kullanıcılarının, hesaplarından yazılan, paylaşılan ve yayınlanan her türlü içerikten sorumlu olduğunu bir kez daha hatırlatarak adli bilişim incelemesi yapılarak, hacklendiğiniz ortaya çıkartılabilir ve bu durumda masum olduğunuz zaten ortaya çıkar. Nasıl olsa Facebook veya Twitter İP adreslerini paylaşmıyor, o yüzden istediğim gibi paylaşımlarda bulunurum diye düşünenleriniz varsa onlara tavsiyem; hukuka aykırı paylaşım yaparken iki kez düşünün. Her ne suretle olursa olsun, hiçbir sosyal medya platformunda terörü övücü, destekleyici içerik paylaşmayın, paylaşılan içerikleri paylaşmayın. Hesabınızdan sadece ama sadece siz sorumlusunuz başkası değil. İçeriği başkası oluşturmuş bile olsa hukuka aykırı içeriği paylaşmak da retweet yapmak da hakkınızda soruşturma açılmasına sebep olabilir.

SONUÇ: İnternetin özgür olmasını her daim savunduk ve savunmaya dikkat edeceğiz. Fakat burada önemli husus terör ve terörü övücü propaganda dezenformasyon ve kaosa sürükleyici paylaşımlar internet özgürlüğü kapsamının dışında tuttuğumu açıkça belirtmek isterim. Bilişim çağında fikirlerimizi paylaşmak kendimizi ifade etmek için sosyal mecraları sıklıkla kullanıyoruz, bunları kullanırken dikkat edilmesi gereken kurallar var günlük hayatımızda kanunlar ve kurallar ölçüsünde yaşadığımız gibi aynı kurallar sosyal medya dünyasında da harfiyen geçerli işte bu sebeple fikirlerimizi beyan ederken kanunların ön gördüğü şekilde yapmaya özen göstereceğiz. Aksi takdirde sosyal medya ortamlarında silahlı isyan hareketini öven, destekleyen, teşvik eden tüm paylaşımların sahipleri hakkında TCK 313, 39/2 numaralı “Türkiye Cumhuriyeti’ne silahlı isyana yardımda bulunmak ve suç işlemeye teşvik edip, veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek” maddesine, TCK 215 “suçu ve suçluyu övmek” maddesine, TCK 217 “kanunlara uymamaya tahrik” maddesine ve TCK 218 “basın yoluyla bu suçları işlemek” maddeleri dahil olmak üzere soruşturmaya tabii olacakları bildiriliyor.

Posted in Gazete Köşe Yazıları | Leave a comment
Tem 17
2016

adil kullanım kotası gerçekten adilmi?

2016-07-17 22.26.08

Çrt izleyicileri mutlaka hatırlayacaktır adil kullanım kotası nedir, neden vardır, Türkiye’de bant hızı ve internet fiyatları konusunda dünyada nerede konularını canlı yayında konuşmuştuk. Aradan geçen 1 yıldan sonra adil kullanım kotası tekrar gündeme geldi. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu kısaca BTK internet kotalarını artırmak için bir düzenlemeye gideceğini duyurmuştu, en geç Ağustos 2016 tarihinde kota artırım işlemleri tamamlanmış olacaktı. Ağustos’a 1 ay kala Adil Kullanım Kotası yeniden gündeme geldi ve CHP Adana Milletvekili İbrahim Özdiş mecliste yaptığı basın açıklamasında Adil Kullanım Kotası adı altında adil olmayan bir sistemin dayatıldığını teknik verilerle birlikte bir kez daha gündeme getirdi. Bende bu hafta adil kullanım kotasını farklı açılardan bir kez daha kaleme aldım.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu BTK verilerine göre 2015 yılının 3. Çeyreğinde  Türkiye’de 46,7 milyon internet abonesi bulunmaktadır. Yine BTK verilerine göre İnternet Servis Sağlayıcılığı lisansına sahip 70 aktif işletmenin bulunduğu bu pazarda Türk Telekom %73’lük bir oranla piyasaya hakim konumdadır. Toplam 70 servis sağlayıcısının 2014 yılı gelirleri 4,7 milyar TL iken 2015 yılında pazar lideri Türk Telekom 905 Milyon TL kar etmiş ve bu 905 milyon TL’nin 840 Milyon TL’sini hissedarlarına kar payı olarak dağıtmıştır. Yine BTK verilerine göre 2015 yılında abone başı ortalama kullanım 60 Gigabayt gerçekleşmiştir.
Adil kullanım kotasına en büyük gerekçe alt yapı yetersizlikleri olarak gösteriliyor, daha önce Çrt’de yaptığımız programda alt yapı problemlerinin kısmen adil kullanım kotasını ortaya çıkardığını bunun yanında aslında en büyük sorunu yani internet hız problemlerini karşımıza çıkardığını söylemiştik. Fakat bugün başka bir detay üzerinden aslında Adil Kullanım Kotası altında adaletsiz bir sistemin dayatıldığını somut örneklerle ele alalım. Türkiye’de iptv olarak adlandırılan dijital ortama aktarılmış ve abone sayıları da günden güne artmıştır. Digitürk, Dsmart, Tivibu, Teledünya gibi çeşitli firmaların verdiği bu hizmet internet bağlantısı üzerinden alınan yayın servis sağlayıcıların vermiş olduğu internet bağlantılı cihazdan geçerek televizyona aktarılmaktadır. Görüntü kalitelerinin günümüzdeki artışıyla birlikte, HD, Full HD, 4K, yayınlar ve televizyonlar evlerde kullanılır durumdadır. İnternet kullanımını sağlayan altyapı ile iptv hizmeti sunan altyapı yine aynı alt yapı. Siz hiç evinizde Full HD yayın izlerken hızın düştüğünü ya da görüntünün gecikmeli veya kesik kesik yayınlandığını gördünüz mü? Görmezsiniz, çünkü aynı fiber optik veya bakır kablodan gelen internete herhalde bir mucize oluyor da televizyona görüntü aktarırken Adil Kullanım Kotasına takılmıyor ama söz konusu bilgisayar internet bağlantısı olunca Adil Kullanım Kotası karşınıza çıkıyor. Bu örnekte de göreceğiniz gibi altyapı yetersiz argümanını tamamen yetersiz bir bahane oluyor.
Şayet daha fazla ödeme yaparak sınırsız internet alırsanız, Adil Kullanım Kotası olmadan interneti kullanabiliyorsunuz. Tabi ki normal ücretlerin 2-3 kat fazlasına. Yani parayı verene altyapı sorunu dert olmuyor kotasız ve hız düşürülmeden interneti kullanmaya devam ediyorsunuz.
Altyapı konusundan bahsetmişken şu konuya da değinmek gerek, geçtiğimiz haftalarda rekabet kurumu Türk Telekom’a açılan bir soruşturmayı tamamladı. Söz konusu soruşturma konusu olan olay Türk Telekom’un kendisine yapılan tesis paylaşımı başvurularını geciktirmesi, zorlaştırması ve engellemesi, yani altyapı sorunu var diyen pazar lideri Türk Telekom, altyapı çalışmalarını engellemekten ceza alıyor. Bu durum oldukça düşündürücü pazarın gelişmesi için çalışma yapması gereken kurum pazarın genişlemesini engellemekle suçlanıyor.
Adil kullanım Kotası konusuyla alakalı bir diğer konu ise fiyatlar bu konuda maalesef dünyada birkaç ülke dışında en pahalı interneti yine bizler kullanıyoruz. Fiyatlar konusunda birkaç somut örnek verelim. 50 mbps sınırsız internet aylık ücreti 365 lira, 100 mbps sınırsız internet aylık ücreti 515 lira ve 100 mbps sınırsız internet aylık ücreti 1115 lira, asgari ücretin 1300 lira olduğu ülkemizde bu fiyatlarla sınırsız internet kullanmak pekte mümkün görünmüyor. Fransa’da 100 mbps internet ücreti sadece 20 Euro yani 64 lira, bir başka örnek Romanya 100 mbps internet ücreti 28 Romen Leyi yani 15 lira.
SONUÇ : Adil Kullanım Kotası adı altındaki adaletsiz bir sistemin acilen değiştirilmesi gerektiğini verdiğimiz bilgilerle bir kez daha görmüş olduk. Hem kota sorunu hem de fiyatların yeniden düzenlenerek bilişim çağında herkesin kullanabileceğe bir düzeye çekilmesi önem arz etmektedir. Bu sebeple devlet büyüklerimizden bu konuya hassasiyetle yaklaşmalarının ne kadar önem arz ettiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.

 

 

 

Posted in Gazete Köşe Yazıları | Leave a comment
Tem 10
2016

YERLİ YAZILIMCILARA KOSGEB’ten 250 BİN LİRA DESTEK

2016-07-10 20.08.33

Geliştirilen yerli ürünler ve yazılımlar son dönemde yıldızı parlayan ve önemli bir ihracat potansiyeline sahip olan oyun sektörüne yönelik büyük destek geliyor. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi KOSGEB bilişim teknolojileri alanında oyun, ürün, mobil uygulama, yazılım geliştiren firmalara 250 bin liraya kadar destek verecek.
Küresel pazarda yüksek katma değer üreten sektörlerin geliştirilmesini hedefleyen Türkiye, bu konuya yönelik olarak bilişim teknolojilerinin sunduğu olanak ve fırsatları değerlendirmek istiyor. Ekonomi yönetimi, bu amaca yönelik olarak bilişim teknolojileri alanındaki faaliyetleri çeşitli mekanizmalarla destekliyor.
KOSGEB de Bilişim Teknolojileri KOBİ’lerinin Geliştirilmesi Teklif Çağrısı ile bu yöndeki çabalara katkı veriyor. Bu doğrultuda, bilişim teknolojileri alanında faaliyette bulunan KOBİ’lerin, sayısal içerik ve ürünlerinin geliştirilmesi, ürün oyun mobil uygulama yazılım gibi bilgi teknolojilerinin ticarileştirilmesi, ekonomideki paylarının ve etkinliklerinin artırılması, rekabet güçlerinin ve sağladıkları katma değerin yükseltilmesi amaçlanıyor.
Bu çağrının hedefini, bilgisayarların, elektronik ve optik ürünlerin imalatı, bilgisayar programlama, danışmanlık ve ilgili faaliyetler ile veri işleme, barındırma ve ilgili faaliyetler, web portalları sınıflandırmalarına giren faaliyetler oluşturuyor.
Yeni yazılım, oyun ve mobil uygulamalarının geliştirilmesi, Bilişim teknolojilerindeki işletmelerin üretim süreçlerini ve ürün kalitesini iyileştirilmesi, üretim kapasitesi ve kabiliyetlerinin geliştirilmesi, Mevcut pazarlara başarıyla sunulabilecek ya da yeni pazarlar yaratabilecek yeni ürün, hizmet, uygulama, yöntem veya iş modeli fikri ile oluşturulan süreçler, Yeni teknolojilerin kullanımı konusunda yetkinliklerini artırılması, Tasarım ve yeni ürün geliştirme yetkinliklerinin arttırılması, İhracata başlama veya ihracatın artırılmasına yönelik projeler desteklerden yararlanmaya uygun proje konuları arasında yer alıyor.
Türkiye’de oyun sektöründeki aktörlerin tamamına yakınının KOBİ düzeyindeki işletmelerden oluşturduğu ve başta ticarileşme olmak üzere projelerin çeşitli aşamalarında finansal sorunlar yaşadıkları dikkate alındığında, KOSGEB’in desteği bu alandaki çalışmalar için önem taşıyor.
Ay sonuna kadar yapılacak başvuruların değerlendirilmesinin ardından aranan kriterleri taşıyan projelere geri ödemesiz 100 bin lira, geri ödemeli 150 bin lira olmak üzere 250 bin liraya kadar destek verilecek. Projenin toplam bütçesi ise 50 milyon lirayı buluyor.
Sektör temsilcilerinin verdiği bilgilere göre, oyun sektörünün ekonomik büyüklüğü için 100 milyar dolardan başlayan rakamlar ifade ediliyor. Türkiye’nin geçen yıl yazılım ihracatı yaklaşık 1 milyar dolar olarak gerçekleşirken, yazılım ihracatının yaklaşık yarısı kadar oyun ihracatına imza atıldı. Türkiye’deki oyun firmalarının ihracatı 400 milyon dolar civarında seyretti. Öte yandan, Türkiye’de oyunlar için de yaklaşık 400 milyon dolar harcandı. Bu bütçenin 20 milyon doları Türk şirketlerinin oyunlarına gitti. Oyun sektörü açısından Türkiye’nin ithalat ve ihracatı hemen hemen eşit seyrediyor.
Kalkınma Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan 2015-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planında, oyun geliştirme faaliyetlerinin destekleneceği belirtiliyor.
Bu amaçla Ekonomi Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, ODTÜ Teknokent Yönetim AŞ, Ankara Kalkınma Ajansı, üniversiteler, Gelişmekte Olan Spor Branşları Federasyonu ve sivil toplum kuruluşları çeşitli faaliyetler yürütüyor. Animasyon ve oyun teknolojilerinde, Ar-Ge faaliyetlerini teşvik etmek, mevcut iş fikirlerinin ticarileşmesine yönelik girişimciliği özendirmek ve sektör için nitelikli iş gücü yetiştirmek amacıyla bir dizi organizasyon bulunuyor.
Yürütülecek çalışmalarla, Türkiye’nin oyun sektöründeki dış ticaret dengesini lehine çevirmesi ve 2023’te 2 milyar yada 2,5 milyar dolarlık oyun ihracatına ulaşması hedefleniyor.
Türkiye’de son dönemde çeşitli uluslararası yarışmalardan ödülle dönen oyunlara imza atıldı. Ankara’da 2005’te kurulan TaleWorlds firması, geliştirdiği Mount&Blade serisi ile aynı zamanda önemli bir satış başarısına ulaştı. Mount&Blade, 100’den fazla ülkeden oyun severler tarafından tercih edildi ve 6 milyon satış rakamını geride bıraktı. Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi 100 oyunu arasında gösterilen oyun, TaleWorlds’e aynı zamanda İhracatın Yıldızları 2014’te Hizmet İhracatı Ödülü’nü getirdi.

SONUÇ: Bilişim çağında yerli yazılımların önemini gören devlet büyüklerimiz küçükte olsa bu alanda yerli yazılımcıları desteklemek için geri ödemesiz ve geri ödemeli olarak kredi teşvikinde bulunması, bu alanın gelişmesinde büyük katkılar sağlayacaktır. Bu ve benzeri projeler teknoloji ve yazılım alanında bizleri yabancı yazılımlara mecbur olmaktan bir nebzede olsa kurtaracaktır. Yazılımcılar olarak devletimize önerimiz bilişim ve teknoloji alanında alt yapı çalışmaları ve fiber yatırımların biran önce yapılması buna bağlı olarak 4.5G’nin yaygınlaşması ve internet bağlantılarının daha stabil daha hızlı hale gelmesi bilişim ve teknolojinin gelişmesinde önemli katkı sağlayacaktır.

Posted in Gazete Köşe Yazıları | Leave a comment
Tem 03
2016

İNTERNETTEN ALIŞVERİŞLER ZİRVE YAPTI.

2016-07-03 19.43.24

İNTERNETTEN ALIŞVERİŞLER ZİRVE YAPTI.

Türkiye’de internetten alışveriş büyük bir hızla artış gösteriyor. Geçtiğimiz yıl internet ortamında %30’un üzerinde alışveriş gerçekleşti. Yapılan alışverişte en büyük payı tablet ve akıllı telefonlar aldı. İnternet kullanıcı sayısı arttıkça alışveriş sitelerine olan taleplerde doğal olarak arttı.

Tüketicilerin, istediği ürüne istediği yerde rahatlıkla ulaşmasının etkisi oldukça büyük. İnternet, tablet ve akıllı telefonlar alışveriş kolaylığı sağlıyor. Çalışma şartları zorluğundan sebep insanlar online alışverişe yöneliyor. Kadınların giderek artan bir şekilde çalışma hayatının içinde olması da internet alışverişlerinin artmasında bir etken, çünkü genellikle evde alışverişi yapan kişi olan kadınlar, vakitleri sınırlı olunca online alışverişe yöneliyor. Tüketici kendini en rahat nerede hissediyorsa trafikte, toplu ulaşımda, evinde, en kolay nerede alışveriş yapabilirse artık oraya yöneliyor. Tek tıklama ile alışveriş olayı insanlarca oldukça rağbet gördü. Mobil internetin yaygınlaşması da internet üzerinden alışverişleri tetikledi.

Mağazadan alışveriş yapmak ile sanal bir mağazadan alışveriş yapmanın arasında oldukça büyük farklar var. Bu farkların başında alışveriş rahatlığı geliyor, özellikle Türk insanının daha az zahmetli olan şeylere yöneldiğini söylemek çok yanlış olmaz. Mağazadan alışveriş yapabilmek için ürünü satın alacağınız mağazaya gitmeniz gerekir. Bu hem zaman kaybı hem de yorucu olabiliyor tüketici açısından. Ancak sanal mağazalardan internetin olduğu her yerden alışveriş yapabilmek mümkün. Yolculuk yaparken, akşam kahvenizi içerken, ya da televizyon izlerken dilediğiniz gibi alışveriş yapabiliyorsunuz. Aşırı iş yoğunluğuna sahip ya da dışarı çıkmak için vakit bulamayanlar için internetten alışveriş en cezbedici alışveriş yöntemidir.

İnternet alışveriş siteleri fiziksel mağazalara göre çok daha düşük maliyete kurulmakta ve çok daha düşük gidere sahip olmaktadır. Maliyetin ve giderlerin düşük olması ürün fiyatlarına yansımakta ve internet alışveriş siteleri tarafından cezbedici kampanyalar yapılmaktadır. Yapılan kampanyalar ile daha çok kitleye ulaşma imkânı vardır. İnsanlar yapılan kampanyaları an ve an takip edebilmekte ve istedikleri ürünleri yapılan kampanyalar ile satın alabiliyorlar. Yani kampanyalar, indirim kuponları ve cazip ücretler elektronik ticaret sitelerinin daha çok tercih edilmesine sebep olmamakta.

SONUÇ : İnternet üzerinden yapılan alışverişlerin cazibesi her geçen gün artarken beraberinde bir çok risk getiriyor. İnternet üzerinden alışveriş yaparken oldukça dikkat etmek gerek indirimli bir ürün aldığınızı düşünürken orijinal olmayan yada defolu veya farklı özelliğe sahip bir ürünü almanız kaçınılmaz olabilir. Diğer taraftan sahtekârların oluşturduğu sahte alışveriş siteleri üzerinden kredi kartı dolandırıcılığı ile kredi kartınız boşaltılabilir. Güvenli alış veriş yapmak ve doğru ürüne en uygun fiyatla ulaşmak için çok dikkat etmek gerekiyor. Bir ürün piyasa değerinin çok altında bir fiyata satılıyorsa o ürün ve site hakkında geniş bir araştırma yapmak gerek aksi takdirde kar edeyim derken çok büyük kayıplar yaşamanız kaçınılmaz olabilir. Hayatımızda büyük kolaylık sağladığı çok açık olan internet alış verişlerinde dikkat edilmesi gereken hususlara dikkat edildiğinde gerek zaman gerek ekonomik olarak büyük fırsat ve kolaylıklar sağlıyor. Eğer internet alış verişi konusunda bilginiz yoksa fiziksel bir mağazadan alış veriş yapmanızı tavsiye ederim.

Posted in Gazete Köşe Yazıları | Leave a comment
Haz 27
2016

internetteki fidyecilerin kurbanı olmayın !

İlhami-Türksal

internetteki fidyecilerin kurbanı olmayın !

Son zamanlarda çok yaygın bir şekilde ülkemizde sahte fatura kredi kartı ekstresi gibi mailleri ile çok etkili olan CryptoLocker’ın dahil olduğu fidye yazılımlarla bilgisayarınızdaki veriler şifrelenerek kullanılmaz hale getiriliyor ve fidye ödenene kadar dosyalara ulaşmak neredeyse imkansız bu haftaki köşe yazımda fidye yazılım nedir nasıl korunuz konusunu kaleme aldım.

Fidye yazılımları, mobil telefon, bilgisayar ya da tabletlerdeki dijital dosyaları, esas sahibinin kullanamayacağı şekilde şifreleyen ardından da bu dosyalara yeniden erişim sağlamak için para talep eden zararlı yazılımlardır. Genellikle fidye yazılımları, fidyenin ödeneceği bir son tarihi de içeriyorlar ve böylece fidyenin ödenmesi konusunda kurbanın elini çabuk tutmasını sağlıyorlar. Ödeme yapılıp teyit alındığında genellikle şifre kaldırılıyor ve program dosyaları yeniden ulaşılabilir hale geliyor. Ancak fidye ödendikten sonra şifrelerin kaldırılmadığı pek çok örnek de mevcut. Ayrıca daha fazla fidye istemek de gündeme gelebiliyor. En çok kullanılan bulaşma yöntemi, zararlı ekler içeren ve oltalama (phishing) taktikleri içeren e-postalardır. Örneğin Türkiye’de hedeflenen kurbanlar için mail içeriği genellikle sahte fatura kredi kartı ekstresi gelmiş gibi görünen yüksek rakamlı faturalar ya da kargo firmalarından gelen adres değişikliği formları şeklinde görünüyor. E-postayı alan kişi, yapılan hileye kanıp e-postanın ekindeki dosyaya telefon faturası ya da kargo bilgisi – tıkladığı anda truva atı sistemde çalışmaya başlıyor. Arka kapıdan bilgisayara yüklenen Cryptolocker, bu kez şifrelemek için pek çok dosya tipini arıyor, buluyor ve şifreleme işlemi bitince de kullanıcıya ‘dosyalarına geri kavuşmak için para göndermesi gerektiği’ mesajını gönderiyor.
Şifrelendikten sonra dosyaların kurtarılması neredeyse imkansız, o nedenle bulaşmadan önce koruma sağlamak büyük önem taşıyor.

Cryptolocker’den nasıl korunabiliriz?

Verilerinizi yedekleyin!

Fidye yazılımlarını etkisiz kılacak tek ve en iyi ölçü, düzenli olarak güncellenmiş yedeklerdir. Ancak burada da dikkat! Cryptolocker, yedekleri de şifreleyebilir. Bu nedenle eğer farklı bir çözüm söz konusu değilse düzenli yedek alındıktan sonra harici sürücü veya yedekleme servisinin bağlantısının kesilmesine dikkat edilmesi gerekir.

Gizli dosya uzantılarını görün

Bir Cryptolocker zararlısı sıklıkla “.PDF.EXE” uzantılı bir ekli dosya ile gelir. Bu Windows’un bilinen dosya uzantılarını saklama davranışının aktif olmasına dayanır. Tam dosya uzantılarını görmeyi etkinleştirmek, şüpheli dosyaları kolayca fark edebilmeyi kolaylaştırır.

E-postalar içindeki EXE’leri filtreleyin

Eğer e-posta tarayıcınız dosya uzantısına göre filtreleme yeteneğine sahipse , “.EXE” dosya uzantısına sahip mailleri veya exe ile biten iki dosya uzantısı olan dosyaları (“*.*.EXE” dosyalar gibi) filtreleyin. Tanımadığınız kişilerden gelen e-posta ve mesajların eklerini açmayın, içindeki linklere tıklamayın!
Cryptolocker’ın en tipik bulaşma şekli, sahte fatura kredi kartı ekstresi gelmiş gibi görünen e- posta eklerinin çalıştırılması veya içindeki linklere tıklanması ile gerçekleşiyor. Bu nedenle merakınıza hakim olun, şüpheli e-posta eklerini açmayın, buradaki linklere tıklamayın. Bilgileri başka yoldan doğrulatmayı deneyin. Bankanızı veya ilgili firmanın müşteri hizmetlerini arayın. Belki biraz vaktinizi alacaktır ama sizi daha büyük sorunlardan kurtaracaktır.

Yazılımlarınızın yamalarını ve güncellemelerini yapın

Virüs yazarları sıklıkla, bilinen açıkları bulunan güncel olmayan yazılımlara sahip kullanıcıların sistemlerine sessizce sızarak virüs bulaştırmayı tercih ederler. Eğer yazılımlarınızı sıklıkla güncelliyorsanız, fidye yazılımlarının bulaşmasına karşı daha korumalı olduğunuz söylenebilir.
Bilinen bir güvenlik yazılımı kullanın

Virüs yazarları, tespitten kaçabilmek için sıklıkla yeni sürümler yayınlarlar. Bu da bir bilgisayar kullanıcısı olarak çok katmanlı güvenliğe sahip olmanın neden önemli olduğunu gösterir. Sistemin içine sızabilseler bile pek çok zararlı yazılım, zararlı etkilerini gösterebilmek için uzak komutlara ihtiyaç duyarlar. Eğer anti virüs yazılımınızın henüz tanımadığı çok yeni bir fidye yazılımı türevi ile karşılaşsanız bile, bu zararlı yazılım, şifrelemeye başlamak için komuta ve kontrol sunucusuna bağlanırken tespit edilebilir. O nedenle bilinen, proaktif ve güncel bir güvenlik yazılımı kullanmanız, sizi bu saldırıya karşı koruyacaktır.

Bilinen son iyi duruma dönebilmek için sistem yedekleme kullanın Eğer virüs bulaşmış Windows sistemde ‘Sistem Geri Yükleme‘ özelliği aktifse makinenizi temiz duruma döndürme ve şifrelenmiş dosyaların ‘Shadow‘ dosyalardan geri getirilme şansı vardır. Ancak ne yazık ki zararlı yazılımlar, hızlıca bu imkanları da düşünüp devre dışı bırakabiliyor. ‘Shadow‘ kopyaları silip, dosyaların bunlardan geri döndürülmesini engelleyebiliyorlar.

Farkında olun, oltaya takılmayın

En çok bilinen virüs bulaştırma yöntemi, kullanıcıları çeşitli yöntemlerle kandırarak güvenlik açısından yapmamaları gereken bir şeyler yaptırmayı sağlayan sosyal mühendislik yöntemidir. O nedenle farkındalık ve bir miktar dikkat sayesinde, bu saldırılar geniş ölçüde engellenebilir.

SONUÇ : Yazımızın detaylarında anlattığımız gibi öncelikle dikkat etmemiz gereken hususlar var. Adresi bilinmeyen epostaların eklerine kesinlikle tıklamıyoruz yada dosyayı bilgisayarımıza indirmiyoruz güncel bir anti virüs programı kullanıyoruz bilgisayarımızda kullandığımız işletim sistemini belirli aralıklarla güncelliyoruz ve en önemlisi dosyaları harici bir hard diske mutlaka düzenli olarak yedekliyoruz.

Posted in Gazete Köşe Yazıları | Leave a comment
Haz 20
2016

internetteki bilgiler ne kadar güvenilir ?

2016-06-20 16.48.10

internetteki bilgiler ne kadar güvenilir ?

Geçen hafta içinde vikipedi sözlükte bir kullanıcı Geographical Center of the Earth yani dünyanın merkezi başlıklı sayfaya bir ek yaparak dünyanın merkezini çorum olarak işaretledi ve kaynak olarak Dünyanın coğrafi merkezi 1973 yılında San Diego’da bir fizikçi olduğu söylenen Andrew J. Woods 2003 yılında Holger Isenberg’i kaynak gösterdi. Andrew j. Woods isimli fizikçi olduğu iddia edilen kişiyi araştırdığımda mesleğinin elektronik ve optik mühendisi olduğunu görüyorum. Vikipedi sözlük Andrew j.woods ve haberin kaynağı için verilen web adresine güvenilmez kaynak ibaresini açıkça eklemiş zaten linke tıkladığımızda da karşımıza Yaratılış Araştırma Enstitüsü diye misyoner bir sayfa çıkıyor. Holger Isenberg ise meslektaşım almayanda yaşayan bir yazılım uzmanı bu konuda herhangi bir bilimsel çalışması yok. Çorumlular olarak hep beraber yaşadığımız bu örnekten yola çıkarak bende bu hafta internetteki bilgiler ne kadar güvenilir konusunu kaleme aldım.

Olmasaydı ne yapardık dediğimiz, neredeyse her derdimize deva olduğunu düşündüğümüz, alışverişten yol bulmaya, banka işlemlerinden iletişime, resimlerimizi dertlerimizi paylaştığımız, fikirlerimizi en yalın hali ile herkese duyurduğumuz internet acaba ne kadar güvenilir bir bilgi kaynağı?

Herkesin kullandığı bilgisayar telefon tabletler sohbet, oyun, iletişim, paylaşım gibi kişisel işler için kullanılıyor. Ancak iş amaçlı kullananlar ve bilimsel çalışma yapanlar için önemi, diğer kullanıcılardan daha da fazla. Hele araştırma yaparak bilgi toplamak ve bu bilgileri analiz ederek işiniz için sonuç çıkarmak peşindeyseniz, az zamanda çok iş yapabilmenin tek çaresi şimdilik internet kullanmak. İşte bu noktada internet kullanarak erişim sağladığımız sitelerin ve buralarda bulduğumuz bilgilerin ne kadar güvenilir ve güvenilir olsalar da ne kadar güncel oldukları sorusu akla geliyor. Zira günümüzde o kadar çok şey öylesine hızlı değişiyor ki, bugün elimizdeki bilginin kısa bir süre sonra ne durumda olabileceği ciddi soru işaretleri taşıyor. İnternette yaşadığımız sıkıntılardan birisi de, aynı bilginin kes yapıştır yöntemi ile farklı sitelerde yer alması. Hatta daha da kötüsü bu sitelerin, alıntı yaptıkları kaynaklara atıfta bulunmak gibi bir zahmete girmemeleri. Bu bilgilerin ne kadar güvenilir ve güncel olduğu kuşkusunu uyandırıyor.

Peki güvenilir bilgiye nasıl ulaşacağımızı düşündüğümüzde, birkaç kriter koyup erişim sağladığımız siteleri ve elde ettiğimiz bilgileri değerlendirmek gerekiyor. John Hopkins Üniversitesi’nin bir yayınında tavsiye edilen kriterler oldukça yol gösterici olduğundan, kısaca alıntı yapmak isterim.

Aradığınız ve bulduğunuz bilgiyi genel olarak üç başlıkta değerlendirmek gerekiyor, bunlardan birincisi bu bilgiyi kimin yazdığı, ikincisi kimin yayınladığı ve üçüncüsü ise belgenin veya bilginin ne kadar güncel olduğu.

Bir yazar açısından baktığımızda, belgenin kim tarafından yazıldığı belli mi? Eğer sayfaya başka bir web sayfası üzerinden geldiysek, orada yazara ait bilgiler var mı? Eğer yazar belirli ama o kişi hakkında bilgi yok ise, araştırma yaparak onun yeterliliği hakkında bilgi toplayarak, bulduğunuz belge veya bilginin değerini anlamaya çalışmalısınız.

Yayıncı açısından baktığımızda işler biraz daha dikkatli olmayı gerektiriyor. Bulduğunuz bilgi veya belgenin altında veya üstünde, ait olduğu web sayfasına bağlantı veya başka bir web sayfasının parçası olduğuna dair bilgi var mı bakmanız gerekli. Çünkü internette bulacağınız birçok belgenin yazarı ile ilgili bilgi olmayabilir. Bu durumda size, o sayfanın güvenilirliğini kontrol edip, o bilgileri öyle kullanmak düşüyor. Girdiğiniz web adresine ait diğer bilgileri silerek ana sayfaya erişmeye çalışın. Böylece asıl sayfanın, kişisel mi yoksa resmi bir saya mı olduğunu anlayabilirsiniz. Eğer hiçbir şekilde kimlik bilgisi bulamıyorsanız, Whois sitesini (web sayfası sahip sorgulama) kullanıp o sayfanın sahibini bulabilirsiniz. Burada bulacağınız bilgilerle sayfa sahibini değerlendirip bilgilerin ne kadar güvenilir olduğunu anlamaya çalışabilirsiniz. Eğer yazar veya yayıncı kendisini gizlemeyi tercih ediyorsa, propaganda veya yanlış bilgilendirme dezenformasyon şüphesi ile bakmak gerekir. Yayıncı veya yazar hakkında sağlıklı bilgi elde edemiyorsanız, ilgili sitede bulduğunuz bilgileri kullanmamanızı tavsiye ederim.
Güncellik konusu ise tüm değerlendirme kriterlerinin en önemlisi diyebiliriz. Bilgiye eriştiğiniz sayfada, hem yazar hem de sayfa açık ve net hatta sitenin kendisi de güvenilir bir kaynak olabilir. Ancak bulduğumuz bilgiler güncel mi, yoksa tarihin tozlu raflarından mı geliyor? Sayfanın en son ne zaman güncellenmiş olduğu, size bu konuda ciddi ışık tutacaktır. Aklımızda olması gereken, sahtekârların çok usta oldukları ve piyasaya sürdüklerinin en az aslı kadar gerçek görünebildiğidir. Eriştiğiniz bilgi ne kadar gerçek ve ne kadar güvenilir şüphesi sizi yanılgıdan uzak tutacağını belirtmek isterim.

SONUÇ: Çorum dünyanın merkezi örneğinde de gördüğümüz üzere yanlış bir bilginin saatler içerisinde milyonlara nasıl ulaştığına hep birlikte tanık olduk. Daha üzücü yanı bazı kamu yetkilileri ve gazete televizyon sosyal medya siteleri bu bilgiyi doğrulamadan sahiplenerek ilan ettiler, daha sonra bilginin hatalı ve yanlış olduğu ortaya çıktı. Devlet büyüklerimizin sanal kütüphaneler ve bilimsel akademik çalışmaların yer verildiği web sayfaları üzerine projeler üreterek milli ve yerli bilgi kaynaklarını hayata geçirmesinin ne kadar acil ve ne kadar önemli olduğunu yaşadığımız çorum hadisesinde bir kez daha gördük.

Posted in Gazete Köşe Yazıları | Leave a comment